
The Godfather Size Reddedemeyeceğiniz Bir Teklifimiz Var. |
|
| |
| Yazar | Mesaj |
|---|
Robbie Rochester Daily News Baş Editörü


Mesaj Sayısı: 8
 | Konu: Teras Cuma Ocak 20, 2012 7:14 pm | |
| Huh, Manhattan'da garip bir gün daha geride kalmıştı. Olur olmadık iddialar, yaramalar, cinayetler, aranan suçlular, hapishaneden kaçanlar... Bu iş çığırından çıkmışcasına ilerliyordu. Gazetecilikten çok hafiyelik halini almıştı. Mafyaların eylemlerini arttırdığı şu dönemlerde haberi, bir köpeğin uyuşturucuyu koklayıp bulması gibi, hem yetenekleri hemde sezileri kullanarak bulmak gerekiyordu. Böyle işler peşinde koşturup elimize düşenler neydi? Hiç.. Aslında bunun bir önemi yoktu. Bazı şeyleri ifşa etmenin verdiği hazzı almak, suçluların yakalandıklarında verdikleri ifadeleri görmek çok hoşuna gidiyordu. Birde... Evet, şöhret. Etrafta Robbie'ye ilgide çılgınlık boyutuna ulaşacak şeyler yapılması, özelliklede dişi kesimden elbette, büyük bir enerji ve istek getiriyordu. Böyle bir işin böyle ilgi getireceğini tahmin etmek... *Haha, niye bunları düşünüyorum ki* diye iç geçirerek viskisini doldurdu Manhattan'ın eşsiz manzarasına karşı. Yazın etkileri geçerken esen rüzgarlar artık iliklere işlemeye başlamıştı. Rüzgarın vücudunu yalamasına bir süre izin verdi. Ardından viskisinden bir yudum daha alarak sesli düşünmeye başladı. "Eski ve sessiz günler... Kanın gövdeyi götürmediği güzel günler..." Bunları düşünürken aslında geçip giden gençliğinide düşünüyordu. Eskiden, daha özgür olduğu zamanlarda bir sürü şey yapabilirdi. Aslında bir çok şey yapmış olmasına rağmen hala bir sürü eksiğinin olduğunu düşünüyordu. Dışarıdan bakıldığında şöhret, para, kızlar ve bunların üzerine güzel ve rekabetle katlanan aşk dolu bir evlilik. Hepsine sahip olması gerçekten çok güçtü ve kaldırılamaz bir şeydi. Zaman zaman bunları düşünerek kendini çıldırtacak duruma sokmayı seviyordu.
"Ah, sen mi geldin Eli." Tüm düşünceleri bir sigara dumanı gibi bir kaç saniye içinde rüzgarında etkisiyle uçup gidivermişti. Viskisinden bir yudum alarak genç kadının yanına kadar gelmesini bekleyerek yanağına küçük bir buse kondurdu. Eli... Yani Elizabeth. Çekici ve en az çekiciliği kadar zeki bir baş editör. Hemde rakip gazetede. Çekici ve zeki kadınlar her zaman tehlikeli olurdu ama bu işte boyutlar beş kat, yok yok 15 kat daha büyüktü. Yinede Eli ile uğraşmanın zevkini tatmayı çoğu şeye değişmezdi. Kendini geri çekmesinin ardından Eli'nin elini havaya kaldırdı ve güzel bir dans figürüyle onu bir tur çevirerek kahkaha attı "Manhattan senin yanında fazlasıyla sönük bir yer." Viskisinin geri kalanını dikerek terasa doğru yöneldi. Böyle zamanlarda neden bu şekilde davrandığını kendiside anlamıyordu. Az önce yakınlaşmak istediği kadını birden ortada bırakıvermiş ve öylece gidivermişti. Bu ayki tirajlara takık gibi duruyordu. Yeni gelen kadın editör işten fazla rakip firmaya çamur atmaya çalıştığı ve baş editörün gözüne girmek için bir sürü numara peşinde olduğundan küçük bir tiraj düşüsü yaşanmıştı. Bunun sıkıntısını fazlasıyla çekmiyormuş gibi Eli'nin bu zafer benim bakışlarıda onu rahatsız ediyordu. Terastan kendi kendine mırıldandı. "Kaç kaç oldu. 67 ye 53 mü? Hah" _________________  |
|  | | Elizabeth Rochester New York Times Baş Editörü


Rp Puanı: 100 Lakap: Lady Macbeth Mesaj Sayısı: 20
 | Konu: Geri: Teras Cuma Ocak 20, 2012 8:28 pm | |
| Masasında düşünceli düşünceli gözlüğüyle oynuyor, bir yandan da gelecek sayının haberlerini sıraya diziyordu ki kapının heyecanla vurulmasıyla irkildi. Böyle şeylerden nefret ederdi. İşteyken tam bir profesyonellik beklerdi ve bulamadığında adeta vahşi bir kediye dönerdi. Kapıdaki densiz her kimse şu on ondan onay bekliyordu. Yerinde doğrulup bacak bacak üstüne attı ve tayyörünü düzeltti. 'Girin!' İcazeti alır almaz içeriye fırlayan Rozie'ydi. Eliza gözlüğünü şöyle bir düzeltti ve boş bakışlarla 'Ne var?' dedi. Eliza tarafından terslenmesine rağmen Rozie geniş bir gülümsemeyle elindeki kağıdı gösterdi. Eliza'nın gözleri parladı. Küçük bir çığlık atarak topuklarını yere vurdu ve ellerini açtı. Rozie de aynı şekilde davranarak kağıtları masanın üzerine koydu. Eliza titreyen elleriyle kağıdı önüne çekti. Times ve Daily News'ün son 3 aylık tiraj dökümüydü bunlar. Sonuçları görünce büyük bir cığlık attı ve yerinden fırladı. Odanın kapısını açarak meraklı çalışanlarına gülümsedi: 'Yine bir numarayız!' O anda her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Bu profesyonelliğe aykırıydı evet, ama şu an Eliza'nın umrunda değildi. Kapının yanındaki portmantodan pançosunu aldığı gibi sokağa fırladı. Topuklarını taklata taklata kırmızı Cheverolet'sine bindi ve evinin yolunu tuttu.
Tam tahmin ettiği gibi, sevgili kocası yine aç karnına iki parmak viski ile terasta duruyordu. Yanına gitmeden önce topuzunu düzeltti, pançosunu çıkardı ve boğazını temizledi. Zaferinin tadını çıkarmak istiyordu. Robbie onu güleryüzle karşıladı ve her zamanki gibi serseri tavırlarıyla Eliza'yı güldürmeyi başardı. Genç kadın kocasının mırıltılarına kulak vermeden elindeki bardağı aldı ve terastaki küçük sehpanın üzerine koydu. 'Anlaşmamış mıydık? Aç karnına viski...' İşaret parmağını hayır anlamında salladı.'I-ıh.' Ardından kocasına sarıldı ve fısıldadı: 'Vaz geç artık benimle yarışmaktan. Times hep zirvede kalacak, çünkü o zirvenin ta kendisi.' Kocasının parfüm kokusuyla mest olmuş bir biçimde yeni traş olmuş yanağına bir buse kondurdu ve 'Ne yemek yapayım sana?' dedi mutfağa doğru ilerlerken. _________________ | Spoiler: | | | 
|
|
|  | | Robbie Rochester Daily News Baş Editörü


Mesaj Sayısı: 8
 | Konu: Geri: Teras Cuma Ocak 20, 2012 9:03 pm | |
| Hah, bu kadar içten alay etmek... Eli her zaman ki gibi sürprizlerle doluydu. Normalde böyle bir sarılma ve içten konuşmanın ardından övgü dolu sözler olması gerekirken... *Peh, düşünmeye bile değmez. Eskisi gibi onu alt edeceğim günler gelecek. Her ay... Her ay onu alt edicem üzerinede hiçbir şey yokmuş gibi davranıcam* diye düşüncelere dalıvermişti sessizlikte. Böyle zamanlarda nedense intikam duyguları kabarıveriyordu. Aslında bu savaşta kimin kazandığının bir önemi yoktu. Yani başta öyle düşünüyordu. Daha sonraları Eli'nin bakışları, lafları... Tanrım, katlanmak gerçekten güçtü. Bu işe bakışını değiştiren kişi Elizabeth olmuştu. Yinede bunun değişmesinden mutluydu. Bu rekabet ilginç bir şekilde aralarında ki bağı katlayarak arttırıyordu. Öyle ki, iki lego parçasını ayırmanın zorluğuyla başlayıp zamanla kimyasal yapıştırıcılarla birleştirilmiş iki parçayı ayırmanın zorluğuna terfi etmişti iki çiftin arasındaki bağ ve her geçen günde artıyordu.
"Mm.. Aklında neler var?" Eli'nin güzel yemekleri... Aylık yenilgisinin ardından güzel bir akşam geçirmek sanırım onu rahatlatabilirdi. Belki sonra terasta sıcak şarap içip şehre seyre dalabilirlerdi. Mm, kulağa hoş geliyor. Robbie plan yapmaya bayılırdı. Özellikle mağlup olduğu kişilere karşı bu hakimiyeti göstermek hoşuna gidiyordu. Rüzgarın kadının tenini daha fazla yalamasına izin vermemek adına kayıtsız duran ellerini işe yarar bir hale getirmişti. Genç kadının, Robbie'nin göğsüne yasladığı kafasını öperek "Bu ayki iddia Broadway Bulvarında bir akşam yemeğiydi değil mi?" _________________  |
|  | | Elizabeth Rochester New York Times Baş Editörü


Rp Puanı: 100 Lakap: Lady Macbeth Mesaj Sayısı: 20
 | Konu: Geri: Teras Cuma Ocak 20, 2012 9:23 pm | |
| Eliza kocasının dudaklarını saçlarında hissedince gözlerini minnet ve mutlulukla kapattı. Böylesine değer ve ahlak yargılarından uzak vahşi bir kadını evcilleştirmeyi başarak tek erkeğe, erkeğine işveli bir bakış attı. Evet, iddianın ödülü Broadway'de bir akşam yemeğiydi ve Eliza bunu kaçırmak istemiyordu. Kafasını tekrar Robbie'nin omzuna koyup parfümünü derin derin içine çekti. Robbie her zaman parfümün yanısıra biraz da puro kokardı fakat Eliza bu kokuya adeta tapıyordu. 'Hazırlanmam gerek.' dedi sadece ve sanki onu zorla koparıyorlarmış gibi ayrıldı kocasından. 'Sadece yarım saat. Ve ben yokken o tezgahtan uzak dur.' İçkilerin olduğu bölümü kastediyordu. İşveli bir biçimde gülümsedi ve arkasına dönüp yatak odasına doğru yürürken saçının topuzunu saldı. Robbie bu hareketine bayılırdı.
Eliza büyük bir zevkle kırık beyaz saten kumaş üzerine siyah dantellerle süslenmiş mini elbisesinin dekoltesini düzeltti ve Robbie'nin ilk yıldönümlerinde aldığı melek uçlu kolyesini boynuna taktı. Saçlarını biraz daha köpürterek omuzlarına bıraktı ve uçuk pembe parlatıcısıyla dudaklarını renklendirerek makyajını bitirdi. İnce bir zevk örneği ayakkabılarını da ayağına geçirdikten sonra çantasını yatağının üzerinden aldı, bir iki fıs parfüm sıktı ve yine topuk sesleri eşliğinde odadan çıktı. Salona geldiğinde kocasına her zamanki şirin pozlarından birini vererek 'Nasıl olmuşum Robbie?' dedi. Sanki mükemmel olduğunun farkında değilmiş gibi... _________________ | Spoiler: | | | 
|
|
|  | | Robbie Rochester Daily News Baş Editörü


Mesaj Sayısı: 8
 | Konu: Geri: Teras C.tesi Ocak 21, 2012 12:19 am | |
| Huh, yemeğe çıkmak tamamda, şimdi? Hani bir şeyler hazırlayacaktı? Ah, hadi ama Eli hakimiyeti ele geçirmeye çalışma çabaların... Daha hiçbir şey söyleyemeden ellerinden uçup gitmişti. Çaresizce Elizabeth'i beklerken, gözü tezgahta duran içkilerdeydi. Onlardan bir iki kadeh içmenin kime zararı olurdu ki? Elizabeth kendi istediği gibi davranıyorsa bu hak Robbie'de de olmalıydı. Elizabeth'in ne kadar hızlı giyindiğini çok iyi bildiği için, elinin çabukluğunu konuşturmalıydı. Hızlı bir şekilde ve ses etmeden iki parmak viskiyi doldurdu. İçerdeki sesi tekrar kontrol ettikten sonra tek bir dikişte viskiyi içti. Acı! *Bu meretin tadı shot olarak çıkmıyor.* diye mırıldanmıştı yüzünü ekşiterek. Kendine tam gelememişken topuk sesleri duyuvermişti. Topuk seslerinin artması tehlikeyle doğru orantılıydı. Çabucak elindeki bardağı tezgahta ki aynı yere bıraktı. İlk duran yeri bulmak zor olmamıştı. Önceki bardağın nemi zemine geçmişti. Ve iyi ki geçmişti. Elizabeth'in böyle detaylara dikkat ettiğini çok iyi biliyordu. Küçük bir nemlenmenin Robbie'nin büyük bir azardan yırtmasını sağlması Robbie'nin yüzünü güldürmüştü.
Ve işte günün yıldızı tekrar gözüktü. Elizabeth. Tüm güzelliği ve şirinliğiyle karşısında dikiliyordu. Etrafta olan onca ilgi çok hoşuna gitsede Elizabeth'e sahip olmak... Gerçekten rekabetinde işin içine gelmesiyle tadına doyulmaz bir hal alıyordu. Genç kadının karşısında şirin pozlar vermesine artık kayıtsız kalarak bir kaç adım attı. Kusursuz bir reveransın ardından elinden tutarak kendine doğru çevirdi ve kollarıyla sararak durmasını sağladı. Burnundan küçük bir öpücük alarak "Şampiyon, bir daha ki ay ne için mücadele ediyoruz?" _________________  |
|  | | Elizabeth Rochester New York Times Baş Editörü


Rp Puanı: 100 Lakap: Lady Macbeth Mesaj Sayısı: 20
 | Konu: Geri: Teras C.tesi Ocak 21, 2012 10:51 pm | |
| Sıcacık gülümsedi kocasına ve ardından yüzünü buruşturdu. Robbie ayrıntılara ne kadar dikkat ederse etsindi, Eliza onun parmağını kımıldattığını dahi anlardı. Sevgili kocası en ince ayrıntıları dahi hesaplarken viskinin kokusunu ve gömleğine damlayacağını akıl edememişti anlaşılan. Kollarını sevgili kocasının boynuna sardı ve başını geriye atarak omuzlarını saçlarından kurtardı. 'Robbie, sana içmemeni istediğimi söylemiştim sanıyorum.' Yüzünde tatlı sert bir ifade vardı, bu da onu affettiğinin göstergesiydi. Kollarından hafifçe sıyrılarak vestiyere doğru yürüdü. Pançosunu üzerine geçirdiği gibi genç adama hiç bakmadan çıktı daireden. Yüzünde hınzır bir ifade vardı. Bunlar onun küçük aşk oyunlarıydı işte.
Asansör bir dakika sonra garaja indiğinde teklifsizce Robbie'nin arabasına geçti ve şöför mahallinin yanına oturdu. Yüzünde çocuksu bir gülümsemeyle kocasını bekliyordu. Aslında iki arabanın karı koca arasındaki iletişimi azalttığına inanıyordu. O nedenle sık sık aynı otomobille yolculuk etmeye çalışırlardı. Zira Robbie gibi birini boş bırakmaya gelmezdi. Kocasının çapkınlığı aklına gelince yüzü düştü genç kadının, gudubet bir hal aldı. _________________ | Spoiler: | | | 
|
|
|  | | Robbie Rochester Daily News Baş Editörü


Mesaj Sayısı: 8
 | Konu: Geri: Teras Ptsi Ocak 23, 2012 11:29 am | |
| Heh, zafer sarhoşu ha. Bu gece çok eğlenceli olaylara gebe gibi duruyordu. Elizabeth, Sevimli küçük bir azarlama ritüelinin ardından kollarından kaçarcasına vestiyere koşmaya başlamıştı. Catwalk diye tabir edilen yürüyüşü, ki böyle zamanlarda yapmayı çok severdi, ve topuklarını sertçe yere vurup kavçuğun parkeyle buluştuğunda çıkardığı tok ses, görsel manzarasına bir fon müziği oluşturuyordu. Elizabeth asansörden inene kadar onu izlemeye devam etmişti. Gözleri Elizabeth'in neresini seçeceğini şaşırmışcasına sağa-sola, aşağı-yukarı hareket ediyordu. Eşsiz vücudu ve güzelliği onu Elizabeth'e odaklıyordu şüphesiz. Aslında bunun tam bir odaklanma olması imkansızdı. Elizabeth söz konusu olduğunda bütünden parçaya gitmek yerine, parçadan bütüne gitmek daha doğru oluyordu. Yani ona tam anlamıyla odaklanması için önce heryerini ince ince süzmesi gerekiyordu. O tam anlamıyla baştan çıkarıcı birisiydi.
Tüm düşünceler içindeyken onu neden bu kadar arzuladığını sormaya başladı kendi kendine. Onun güzelliğini süzüp neşelenmeyi her zaman tercih ederdi ama bu buram buram istek, tahrik... "Aha!" Şimdi herşeyi anlayabiliyordu. Elizabeth yine yapmıştı yapacağını. Suratına kocaman bir gülümseme kondurmuştu ama içinde intikam gizliydi. Asansöre doğru koşmaya başlarken koltuğun köşesine özenle astığı süet ceketini kaptı. Tek bir hamleyle onu üzerine geçirmeye çalışırken vakit kaybetmeye niyetli değildi. Burnuyla asansörün düğmesine dokunduğunda şu filmlerde gördüğü tek hamlede ceket giyme hadisenin tamamen fiyasko olduğu gerçeği gözler önüne gelmişti. "Lanet olasıca Hollywood."
Ve garaj... Elizabeth'in, Robbie'nin arabasında olduğunu çok iyi biliyordu. Böyle bir zafer gecesinde ona özel bir şöfor gerek ne de olsa. Hiç tereddüt etmeden kendi arabasına doğru geldi. Şöfor mahallinin kapısını açarak kafasını içeri soktu. "Seni üçkağıtçı. Yine şu afrodizyak etkili parfümlerden sıktın değil mi?" Yaramaz bir çocukmuşcasına kızdı ona. Onun kıskıs gülüşlerine cevap beklemeden arabaya bindi. Bu kokuya çok dayanamazdı biliyordu. Ama restoranta kadar dayanması gerekliydi. "İyi olan kazansın Manhattan güzeli" _________________  |
|  | | Elizabeth Rochester New York Times Baş Editörü


Rp Puanı: 100 Lakap: Lady Macbeth Mesaj Sayısı: 20
 | Konu: Geri: Teras Ptsi Ocak 23, 2012 2:46 pm | |
| Arabada sessizce kocasını beklerken eteğinin buruşan taraflarını eliyle düzeltti. Eliza her ne kadar göstermese de dış görünüşüne takıntı derecesinde dikkat ederdi. Asla kırışık, sökük veya yırtık şeyleri giymez, eğer kıyafeti lekelenirse anında üzerini değiştirir ve hayatına devam ederdi. Hatta bir keresinde bir kokteylde üzerine bir damla punch dökülmüştü de Eliza hemen arabasına atlayıp eve gitmiş, üzerini değiştirmiş ve yine herkesin gözlerini kamaştırmaya devam etmişti. Bereket versindi ki kokteyl salonu evine çok da uzak değildi.
Eliza, güzelliğinin farkında olan bir kadındı. Dış görünüşünü övgüde asla aşırıya kaçmadığını düşünürdü. Zaten ilahları kıskandıracak kadar güzel olduğununa inanır, ama yine de bunu sadece kocasının yanında o da alaycı bir biçimde söylerdi. Başkalarına karşı alabildiğince zarafetli davranır, onlara saygı ve zarafetiyle kim olduğunu göstermeyi yeğlerdi.
Elizabeth, bayan Rochester olmaktan memnun olduğunu düşündü. Kocası her kadının isteyeceği türden zarif, centilmen, yakışıklı, özellikle yaramaz ve ateşliydi. Eliza onu severdi. Aslında Eliza tüm erkekleri severdi ama buna rağmen Robbie'sini asla aldatmamıştı. Bu onun sonsuz sadakatinden (!) değil daha iyisini bulamadığından ileri geliyordu. Hınzırca gülümsedi Eliza. Pek Rahibe Teresa sayılmazdı ama yine de henüz eşine ihanet etmemişti. Bu da onu kötü bir insan olmaktan alıkoyardı.
Robbie'nin şoför mahalline geçip Eliza'nın küçük hilesini fark ettiğini söylediği zaman genç kadın hala gülümsüyordu. Sanki bir kabahat işlemiş gibi arsızca kıkırdadı fakat restauranta gelene kadar hiç bir şey söylemedi. Robbie yine zevkini konuşturmuş, Eliza'yı harika bir yere getirmişti. Baştan ayağa şıklık, zarafet ve lüks kokan bu restaurant Eliza'nın başını döndürmeye yetmişti. Yine de böyle şeylere alışkın olduğunu gösteren zarif bir gülümsemeyle Robbie'nin koluna girdi ve rezerve ettikleri masaya kadar öyle kaldı.
Masaya henüz oturmuşlardı ki iki kadın kulakları sağır edici gülüşleriyle masalarına geldi ve son derece laubali bir biçimde Robbie'ye seslendiler. 'Robbie! Ah Tanrım, biz de tam seni tekrar ne zaman göreceğiz diye düşünüyorduk, öyle değil mi Cassandra?" Elizabeth'in gözü bülbül gibi şakıdığını sanan fakat bir çığğırtkandan farkı olmayan bu kadından yanındaki ufak tefet kadına kaydı. Hir ikisinden de görmemişlik akıyordu adeta. Kıyafetlerinden, saçlarından, takılarından... Ardından berini yine şakıdı(!): 'Geçen L'ombre'deki partiden sonra ortalıklarda görünmedin, hayırdır?' L'ombre ha... Bahsi geçen yer sosletenin ucuz kadınlarının fink attığı son derece uygunsuz bir bardı. Derin bir nefes alarak Robbie'ye baktı, gittikçe sinirleniyordu. O kadınları kocası başından savmazsa kendilerini pencereden aşağı atacağına yemin edebilirdi. Hesap sorar gibi eşine baktı. _________________ | Spoiler: | | | 
|
|
|  | | Robbie Rochester Daily News Baş Editörü


Mesaj Sayısı: 8
 | Konu: Geri: Teras Ptsi Ocak 23, 2012 4:29 pm | |
| Gerçekten etkileyici. Robbie geçen hafta açılmış olan bu fransız restorantını şans eseri bulmuştu. Muhabirlerinden bir tanesinin haberinde kullandığı resimleri incelerken gördüğü bu restorant onun ilgisini baya çekmişti. Küçük bir araştırmanın ardından ünlü bir fransız sosyetesinin burayı açacağını öğrenmiş ve açılışın ilk haftasında ünlü akınına uğrayacağını öğrenmişti. Bu fırsatı iyi değerlendirip biricik Eliza'sını buraya götürmeliydi. Çok uzun sürmeye uğraşlar sonucunda rezarvasyonu kapmıştı. Bu ayki iddia'yı kaybedeceğini daha iki hafta öncesinden tahmin ettiği için Eliza kendini şanslı saymalıydı. Güzel bir gece onları bekliyordu.
Kızlar? Ah, olamaz! Bu iki yeni yetme sosyetenin burada karşısına çıkacağını hiç düşünmemişti. Geçen hafta sosyeteye sızmak için kullandığı iki kızdı bunlar. Oldukça bakımlı, zengin, olan bitenden haberi olan kişiler... Aslında hepsinden önemlisi beyinden biraz yoksun olmaları. Magazin bölümünü şenlendirmek için bulunmayacak tarza iki nimet. Tabi ki her şeyin bir fedakarlık getirdiği gerçeğinide unutmamak gerek. Eliza... Haber peşinde koşarken işin büyüsüne biraz kaptırdığı zamanlar oluyordu ama Eliza'sını aldatacak kadarda ileri gitmemişti. Sağa sola gülücük atan bir tip olabilirdi ama Eliza ile yaşamanın hayatı onunla paylaşmanın zevkini hiçbir kimse tattıramazdı ona. En iyi gurmeler bile tek bir adresi gösterirdi. Eliza.
Öhm.. Bu kadar romantizm yeter şu böceklerden kurtulma vakti. "Ehe, hanımlar. Arkamdaki hoş bayanı görmüşsünüzdür. Loş ışıklar, güzel bir şarap... Anlarsınız ya. Daha sonra görüşürüz elbet." Git gide sesini kısaltarak konuşmuştu. Eliza'nın ne kadar keskin kulaklara sahip olduğunu iyi bilirdi. Kadınları güler yüzle uğurladıktan sonra sinirle ona bakan Eliza'ya döndü. Yanağından bir makas alarak "Hadi ama... L'ombre'de eğlenmeye gidecek biri miyim ben? Tek derdim seni alt etmekken" Hah, kafiye zor günlerde çıkar güne. _________________  |
|  | | Elizabeth Rochester New York Times Baş Editörü


Rp Puanı: 100 Lakap: Lady Macbeth Mesaj Sayısı: 20
 | Konu: Geri: Teras Ptsi Ocak 23, 2012 4:59 pm | |
| Eliza göz ucuyla kocasına daha doğrusu kocasının tepkilerine baktı. Robbie'nin L'ombre gibi bir yerde böyle küstah ve bayağı insanlarla eğlenebileceği düşüncesi ona karşı büyük bir öfke uyandırıyordu içinde. Hayır, kendini aldatılmış hissetmekten çok alçalmış hissediyordu. Gözleri bir Robbie'de bir de bu iki kadın arasında gidip geliyor, sorularına kendi hayal gücüyle cevap bulmaya çalıştıkça aklına çirkin görüntüler geliyor, öfkesi büsbütün artıyordu.
Fevri bir biçimde ayağa kalktı ve kadınlara isterik bir gülümsemeyle baktı. Derin bir nefes aldı ve sesinin yumuşaklığına kendisi de şaşarak: 'Yo yo, buyrun sevgili hanfendiler. Ben Bay Rochester'ın sekreteriyim sadece. Siz konuşmanızı bitirene kadar ben de yapmam gerekenleri halledeyim.' dedi ve hanımları buyur etti. Beriki Eliza'nın sandalyesine teklifsizce oturuk ağzını yırtarcasına gülümserken diğeri -ismi Cassandra olmalıydı- bir sandalye çekip rüküş arkadaşının yanına oturdu. Eliza çantasını alarak sonderece sakin adımlarla tuvalete yöneldi. İçinden sürekli buranın seçkin bir restaurant olduğunu, olay çıkarırsa bunun kendi zararına olacağı hakkında sürüyle telkinde bulunarak rahatlamaya uğraşıyordu.
Kendini zar zor tuvalete attığında derin bir nefes aldı ve oflayarak verdi. Sakinleşene kadar kalçası tuvalet tezgahına dayanmış bir biçimde beklemeye karar verdi. Fakat bir süre sonra bundan da sıkıldı. Tuvalet kapısını usulca aralayıp içeriyi gözetlemeye çalıştı fakat buradan hiç bir şey görünmüyordu. Onlara fark ettirmeden görüş açısını değiştirdi ve Robbie'nin halinden gayet memnun olduğunu görünce siniri büsbütün arttı. Hırsla vestiyere giderek pançosunu üzerine geçirdi ve Robbie'nin arabayı teslim ettiği garsondan anahtarı aldı. Onun geriye nasıl döneceği umrunda bile değildi. Hatta mümkünse dönmesindi. _________________ | Spoiler: | | | 
|
|
|  | | |
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|